sanat

Asagidaki Linkler,internetten derlenmistir.Daha fazla aramadan,kisa yoldan,

kaliteli sayfalara ulasmaniz icin hazirlanmistir. 

.

SANAT NEDIR?

Genel bir anlatışla, düşünülen bir şeyi meydana getirmek özelliğindeki bilgilerin uygulanmasına ve o işi meydana getirmek için bilgi ve zekânın kullanılmasına denir. Sanatın niteliği üzerinde filozoflar ve düşünürler çeşitli açıklamalarda bulunmuşlardır. Bazı filozof ve düşünürlere göre sanatın niteliğinde “iyi, güzel ve gerçek” vasıfları vardır ve sanatın “fayda” ile ilgisi bulunur. Bazı filozoflar ise, sanatın fayda ile bir ilgisi olmadığını, “sanatın, sanat için” olduğu, sanatta hiç bir maddî fayda aramaması gerektiği görünüşünü savunurlar. Bu görüşü savunanlar, güzel bulduğumuz bir çok şeylerin faydalı olmadıklarını söylerler. Bazı filozof ve düşünürler ise, sanatta “güzel” le birlikte, “iyi, fayda ve gerçek” vasıflarının da bulunduğunu söylerler.

Sanat, insandaki “güzeli sevmek” ve ondan zevk almak duygusundan doğmuştur. Vücudun gelişmesi için gerekli besin maddeleri gibi, insan ruhunun da gelişmesi için sanata ihtiyaç vardır. Sanatlar, genel olarak iki büyük sınıfa ayrılır: a - Mekanik sanatlar, b - Güzel sanatlar.

Mekanik sanatlar, elle ve âletlerle yapılan sanatlardır. Dokumacılık, duvarcılık, dülgercilik, marangozluk, demircilik gibi. Fakat bu mekanik sanatlara, Türkçede çoklukla “zanaat” kelimesi karşılık olarak kullanılır.

Güzel sanatlar, estetik duygular uyandıran, güzellikle ilgili sanatlardır. Güzel sanatlar, başlıca yedi şubeye ayrılır.

..............................................................................................................................................

TABİ SANATI

El ya da makine ile basınç yapmak, bir ya da çok renkte boya kullanmak suretiyle, kâğıt, karton, parşömen selefon, kumaş, deri, muşamba, madenî levha gibi maddelerin üzerine, yazı, şekil, harita, resim izlerini çıkarma ve bunları çoğaltma sanatı. Bu işlemde izini bırakan şekle, “basım kalıbı”, bir yüzeye bunun izini çıkarmaya “basmak” bu işlerin yapıldığı yere de “basımevi” denir.

Yazının icat edilmesinden sonra, yapılan çeşitli resim ve şekillerin çoğaltılma işi, insanları düşündüren konulardan biri olmuştur. M.Ö. 4.000 yıllarına doğru basit şekillerin damgaya benzer özellikte yapılan kalıpları bir yumuşak kile basım işi meydana getirilmiştir. Fakat, basımda asıl önemli olan kâğıt üzerine baskı yapılma işlemi, Çinliler tarafından meydana getirilmiştir. Üzerine harfler kazılı ağaç blokları kullanılarak kâğıt üzerine basılan ilk kitap. Çinliler tarafından yapılmış ve 868 yılında meydana getirilmiştir. Daha sonraları, basım işinin daha dayanıklı olabilmesi için, kalıpların kurşundan ve bakırdan yapılması yoluna gidilmiştir.

Tek tek harf kalıplarını yan yana getirerek kelimeleri, bunlardan cümleleri, satırları, sayfaları meydana getirmek, bu sayfalardan da, çok sayıda basılmış suretler çıkarmak işi, asıl Avrupa'da, 1440 yılına doğru Johann Gutenberg tarafından icat edilmiştir. Böylece Gutenberg, matbaacılığın kurucusu olmuştur.

İnsanlığa büyük faydalar sağlayan, binlerce sayıda kitabın basılarak geniş halk tabakalarına en yeni fikirlerin ve bilgilerin ulaşabilmesi imkânını sağlayan matbaacılık böylece başlamış ve bütün Avrupa'da, kısa denecek bir zamanda, çok yaygın olma özelliği kazanmıştır. Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde, kısa zamanda çeşitli basımevleri açılmış, Avrupa'nın medeniyet alanındaki ilerlemesi, böylece en büyük bir yardımcı ile daha da hızlanmıştır. Türkiye'de ise ilk basımevi, ancak 1729 yılında açılabilmiştir.

Basmak işleminde, en önemli işlerden biri, harflerin meydana getirilmesi, bunlardan kelimelerin ve satırların meydana gelmesi ile sayfa kalıplarının yapılabilmesi işlemidir.İlk zamanlarda, her harf tek tek kurşun kalıpların meydana getirilmesi ile başlayan basım işleri, sonraki yıllarda büyük gelişmeler kazanmıştır. Bu gelişmeyi sağlayan buluşlardan birisi, “dizgi makineleri” nin meydana getirilmesi olmuştur. Dizgi makineler, harfleri, kurşun kalıplar halinde dökmek imkânını sağlamış, böylece, tek tek harfleri yan yana getirerek kelimeleri meydana getirme usulü yerine, kelimelerden medyana gelmiş kurgun satırlardan, kolayca kitap ve gazete sayfaları kalıpları meydana getirebilme imkânı sağlanmış, basım. işinin en önemli unsurlarından biri olan, kısa zamanda “baskı kalıpları” nı meydana getirme işi gerçekleşmiştir.

Bugün, basımevlerinde, yazı diziminde monotip, linotip, entertip, teletip, rototip gibi dizgi makineleri kullanılmaktadır.

Tabi sanatında, basım kalıbı meydana geldikten sonra, bunun suretini çıkararak kısa zamanda pek çok suret elde edilmesini sağlayan “basmak” işlemi, “baskı makineleri” aracılığı ile olmaktadır, tik baskı makineleri, tahtadan yapılmış el presleri idi. Bunlarda, yatak adı verilen bölüme, “baskı kalıbı” konur, tınımın üzerine mürekkep sürülür, üstüne de kâğıt yerleştirilirdi. Bir vida sıkıştırmak suretiyle kapak kısmı, bir basınçla aşağıya indirilir, baskı kalıbının şekli, kâğıt üzerine çıkarılmış olurdu.

Çok ilkel olan ve suretlerin çok güçlükle çıkarılmasını sağlayan bu preslerden sonra, baskı makineleri zamanla evrimleşmiş; bir saatte, bir küçük sayfanın bir yüzünden 50 -100 tane suret meydana getirme işi, bugün, bir saatte, çok sayfalı bir gazeteden 300,000 adet meydana getirmeye kadar büyük bir evrim kazanmıştır.

Pedal : Küçük bir sayfa halinde hazırlanmış olan bir baskı kalıbını, küçük boyda bir kâğıt üzerine ve bir seferde yalnız kâğıdın bir yüzüne basmak imkânını veren bir baskı makinesidir. Bunlarda dikey durumda basım işi olur. Kalıp sabit kalır, boya merdaneleri hareket ederek kalıbın mürekkep almasını sağlar, kâğıt, pedal makinesinin basıncı altında bu kalıbın şeklini alır.

Düz baskı makineleri: Sayfa kalıpları, bunlarda yatay olarak konur. Bu Kalıpların bulunduğu tabla, ileri - geri muntazam hareket eder. Mürekkep merdaneleri de hareket ederek, mürekkebin çok yayılmasını sağlarlar Kâğıt, kazan denilen bir silindirden dolanmak suretiyle, baskı kalıpları ile temas eder, kâğıdın bir yüzüne baskı işi yapılmış olur. Bunlar, bir saatte 5.000 adet baskı yaparlar.

Rotatif: Düz baskı makinelerinin gördüğü işi, çok büyük bir hızla göre makinelerdir. Bunlarda, baskı kalıpları özel olarak, rotatif silindirlerine göre, yeniden kurşun kalıplar halinde dökülürler. Bu silindirlerin dönme hızları çok olduğundan, bobin halindeki kâğıtları» iki yüzüne de birden baskı yapmak imkânı olduğundan, çok sayfalı bir gazeteden, bir saatte 300.000 sayı çıkmasını sağlayacak büyük bir hıza sahiptirler, özellikle gazetelerin basım işlerinde kullanılırlar.

Ofset makineleri : Düz baskı makineleri özelliğinde makinelerdir. Yalnız kalıp olarak, kurşun kalıplar yerine, üzerine basılacak şeylerin fotoğrafları çekilmiş çinko levhalar kullanılır.

Tifdruk baskı makineleri : Bu makinelerde kalıplar, bakır levhalar halindedir. Basılacak yazı ve resimler, bu kalıplarda, koyuluk derecelerine göre derinlikler meydana getirirler. Bu kalıplar üzerine sürülen mürekkep, keskin bir bıçak aracılığı ile sıyrılır. Üzerinde koyuluk derecelerine göre mürekkep almış olan bu kalıp üzerinden, kâğıtlar geçtiğinde, baskı işlemi meydana gelmiş olur.

Tabı sanatında bütün bu işlemler, hep tek renkli basımlar içindir, iki, üç dört ve daha fazla renkli basımlar için, ayrı ayrı kalıpların, ayrı ayrı renkli mürekkeplerle baskılarının yapılması gereklidir. Düz makinelerde bu işlem, her renk için, ayrı ayrı yapılır. Rotatif tipi baskı makinelerinde ise, her rengin ayrı kalıplan yapılır ve renkli basımlar, aynı basım işi anında meydana gelebilir. Çok renkli resim baskılarında ise, her renk için ayrı ayrı renklendirilerek yapılmış olan klişelerin, üst üste basımlarının, her renk için ayrı ayrı yapılması suretiyle, çok renkli resim baskıları meydana getirilmiş olur.

.............................................................................................................................................

SERAMİK

Su ile hamur haline getirilen bir çeşit topraktan yapılan, fırında pişirilmek suretiyle sertleştirilen çanak, çömlek gibi eşyaya ve bunları yapmak sanatına verilen ad.Seramik işlerinin esasını, yapımları sonsuz derecede çok değişik olan killer meydana getirir. Çeşitli seramik işleri için killerin belirli cinsleri uygulanmaktadır. Killerden meydana getirilen hamur, ya tornada çevirmek suretiyle ya da kalıplara dökmek suretiyle istenen §ekli alır. Böylece hazırlanmış şekiller kurutulduktan sonra fırınlarda pişirilir. Yapılan işin cinsine göre üzerine kaplanacak sır ya da cila ile kaplandıktan sonra yeniden pişirilir.

Seramiklerin üzerine istenen şekil ve nakışları yapmak mümkündür. Bunun için ya ilk pişirmeden sonra, ya da sır ve cila işleminden sonra, işlenmesi istenen süs ve nakışlar işlenir.

Çok eski zamanlardan beri eski medeniyetlerde uygulanan, bir sanat olan seramik, bugün bütün dünyada gelişmiş bir sanat özelliği taşımaktadır.

.............................................................................................................................................

OPERET

Eğlenceli ve hafif konular üzerinde yazılıp bestelenmiş, kısmen konuşmalı, kısmen de besteli sahne eseri. Operetlerin özellikle müzik kısmı çabuk öğrenilir ve kulakta kalacak şekilde bestelenmiştir. Bir çok çeşitleri vardır.

............................................................................................................................................

OPERA KOMİK

İçinde şarkı ile konuşmanın birlikte olabildiği yarı ciddi, yarı komik sahne eseri. XVIII. yüzyılın ikinci yarısında gelişmiştir.

.............................................................................................................................................

OPERA

İçindeki konuşmalar müzikli olan ve bir orkestra'nın katılmasıyla oynanan şarkılı, manzum yazılmış yüksek sahne eseri. Operaya “lirik dram” adı da verilir. Operanın başlangıç tarihi XVI. yüzyıldır, İtalya'nın Floransa şehrinde, bazı eserlerin bestelenerek sahneye konmasıyla başlayan opera, asıl kuruculuğunu Monteverdi (1567 - 1643) ile kazanmıştır. Bu yeni müzikli dram sanatı. XVII. yüzyılın başlarında Fransa'ya geçmiş, çok geçmeden Paris'te “Millî Fransız Operası” nın kurulması ile gelişmeler kazanmaya başlamıştır. Gerek sahne alanında, gerekse beste alanında yetişen büyük sanatçılar elinde opera, yüksek bir sahne eseri olmak özelliğini kazanmıştır.

.............................................................................................................................................

KÜBİZM

Avrupa'da 1910 da ortaya çıkmış bir sanat akımı. Resim, mimarlık gibi sanat kollarında, eşyayı geometrik şekiller halinde göstermek esasını güder.

............................................................................................................................................

MİNYATÜR

Eski el yazması kitaplara boya ve yaldızla çok dikkatli ve ince olarak eski usulde yapılan resimlere verilen adı. Çinliler ve Türklerden İranlılara, oradan da Avrupa'ya geçmiş bir sanattır.Minyatürler, sanat bakımından çok, kitaptaki konuyu açıklayan ve gerektiğinde en ince ayrıntılar üzerinde durulan resimlerdir. Gözden çok fikre hitap etmeyi ön plânda tutmuştur. Derinlik yoktur. Resmin ön ve arka plânında ve boy farkı ile görünmesi gerekenler, minyatürde, aynı boyda, fakat öndekiler üstte olmak üzere resmedilir.Türk minyatürünün en ünlü sanatçısı Levnî'dir. (XVIII. yüzyıl).

............................................................................................................................................

KARİKATÜR

Bir kişinin bir şeyin ya da bir olayın tuhaf ve gülünç taraflarını meydana koyacak şekilde yapılan resim. Karikatürler, güdülen amaçlara göre, şaka etmek, alay etmek ya da küçük düşürmek için yapılmış olabilir. Kuvvetli bir anlatım kudretini gerektirdiği için ince ve önemli bir sanat şubesidir. Edebiyattaki mizah ve yerginin resimdeki şeklidir.

Bugünkü anlamıyla karikatürün meydana gelişi Rönesans devrine rastlar Bizde XIV. yüzyılda başlayan Karagöz oyunu bir çeşit karikatürdür. Fakat karikatürlerin bulunduğu mizah dergileri ancak XIX. yüzyılın sonlarına doğru çıkmağa başlamıştır. Son yıllarda da karikatür sanatı bizde, dünya ölçüsünde bir gelişme kazanmıştır.

............................................................................................................................................

LİTOGRAFİ

Kalker bir taş üzerine, yağlı bir madde ile çizilmiş yazı ve resimleri basma suretiyle çoğaltma sanatı, taş basması. XVIII. yüzyılda Bavyeralı Senefelder tarafından icat edilmiştir.

...........................................................................................................................................

HİYEROGLİF

Eski Mısır yazısı. Mısır medeniyetinin en güzel ve en başarılı eserlerinden biridir. Bir takım resimlerden ibarettir. Önceleri, anlatılmak istenen eşyanın resmini çizmekle başlamış, zamanla fikirleri resimle ve resimle anlatımı güç olan fikirleri de remizle anlatabilir duruma gelmiştir. Mısır yazısında 24 harf tespit edilmiştir. Ancak, bu yazıda sesli harf kullanılmadığından, hiç bir zaman Fenike yazısı gibi bir alfabe şeklini alamamıştır.

Hiyeroglif'in biraz gelişmiş şekli de yapılmış ve fikirler, daha basit resimlerle anlatılabilir duruma gelmiştir. Bu değişik Hiyeroglife “Hiyaretik” adı verilir.

Hiyeroglif, ancak XIX. yüzyılda okunabilmiştir. (Hiyeroglif yazışım ilk defa okuyan Jean François Champollion (1790 - 1882) adlı bir Fransız bilginidir.

...........................................................................................................................................

HEYKEL

Herhangi bir canlının, çoklukla insanın göründüğü şekilde yapılmış biçimi. Heykel kelimesi, çoklukla tam vücutlu eserlere verilir. Bunların bele kadar olanlarına “büst” adı verilir Heykeller tek bir canlıyı (insan hayvan) tasvir edecek şekilde yapılır. Birkaç heykelden meydana gelmiş anıtlara “heykel grubu” adı verilir.

Heykeller, ağaç çamur, alçı, taş ya da çeşitli madenlerden yapılır. Ağaç ve taş heykeltıraş olunarak, çamur heykeller cisimlenerek, maden heykeller dökülerek yapılır. Canlı ile aynı büyüklükte olan heykeller, gerçekteki ölçülere uyarlar. Gerçekten çok ufak heykeller, biblo, statü adlarını alırlar. Bir düzlem üzerine yarım kabartma şeklinde yapılmış heykeller de “röliyef” adını alırlar.Bu işle uğraşan, heykel yapan sanatkârlara da “heykeltıraş” adı verilir.

Heykel yapımı, çok eski medeniyetlerden beri devam ede gelen bir sanat halindedir. Tarih öncesi devirlerde bile bugünkü heykelcilik anlayışına uymamakla beraber, bu sanatla ilgili eserlere rastlanmıştır.

İlkçağ medeniyetlerinde ise heykel yapımı, gelişmiş bir sanat olarak dikkati çeker. Bu çağ medeniyetlerinden Mısır, Hitit, Asur medeniyetlerinde özellikle tanrı ve hükümdar heykelleri" o çağlardan kalan önemli sanat eserleri olarak müzeleri süslemektedir Fakat, heykelcilikte asıl gelişme, eski Yunan medeniyetlerinde görülür. Eski Yunanlılar tanrılarının, kahramanlarının, bilim adamlarının, filozoflarının hükümdarlarının heykellerini, gerçek in. san ölçülerine çok yakın şekilde yapmayı başarmışlar ve bunlar üzerindeki işlemleri de çoğu birer sanat şaheseri olan eserler meydana getirmişlerdir.Bu medeniyetlerde yapılmış heykeller ve bunların çağımızda yapılmış çeşitli kopyaları, sanat müzelerinin en kıymetli eserleri halindedir.

Ortaçağ boyunca, bütün güzel sanatlarda olduğu gibi, heykelcilikte de gerileme olmuş, ancak Rönesans'la başlayan sanatta ve bilimde uyanış hareketi bu alanda kendini göstermiştir. Bu çağ medeniyetlerinde, eski Yunan'a dönüşün bir belirtisi olan gerçek ölçülere uygun çeşitli heykeller yapılmış, büyük heykeltıraşlar yetişmiştir.Bugünün heykelcilik anlayışında ise “Modern heykelcilik” deyimi ile anlatılan yeni bir heykelcilik sanatı ortaya çıkmış, bu sanatta gerçekteki ölçülere ve biçimlere uymayan heykeller yapımı önem kazanmıştır.

............................................................................................................................................

HALI

Yere yaymak, mobilya üstüne serilmek, duvarlara süs olarak asılmak için yünden ya da ipekten örülen ya da dokunan değişik büyüklüklerdeki örtü. Yapılış biçimlerine göre başlıca iki çeşide ayrılırlar: 1 - Dokuma halı, 2 - Örme halı. Dokuma halılar, kumaş gibi olan halılardır.Bunlara “kilim” adı verilir. Halı tezgâhında dikey olarak çekilmiş ipliklere, yatay olarak iplikleri bir taraftan öbür tarafa atmak suretiyle dokunur. Asıl halılar örme olarak yapılan halılardır. Bunlar, halı tezgâhlarında yatay ve dikey olarak yan yana çekilmiş iplikler üzerine istenen resme göre düğümlenen renkli yün ipliklerin uçlarının kesilerek kadife görünüşü vermesi ile meydana gelir. Düğümler, halının alacağı resmin şekline göre belli hesaplar içinde örülür. Düğümlerin de sıkı olması o halının değerinin artmasını sağlar.

Halının ilkel maddesi yündür. Yünler iplik haline getirildikten sonra değişik renklere boyanır ve istenen resimlerin renklerine uygun iplikler kullanılarak, çeşitli renklerden meydana gelmiş halılar örülür.

Türklerde halıcılık, gelişmiş bir sanat durumundadır. Özellikle Gördes, Demirci, Uşak, Sivas, Isparta, Kula halıları ünlüdür.

............................................................................................................................................

GÜZEL SANATLAR

İnsanda heyecan ve hayranlık uyandıran sanatlar. Bu sanatlar marangozluk, demircilik, dülgerlik gibi, el işinden çok ,ruh ve duyguyu ilgilendiren sakatlardır.

Güzel sanatlar içine, Ortaçağ bilginleri tarafından on sanat sokulmuştur. Bunlar da: sarf (dilbilgisi), nahiv (sözdizimi), ilmi beyan (güzel konuşma bilimi), belagat (güzel konuşma bilimi), hesap felsefe, musiki, hendese geometri), ilmi heyet (astronomi) idi.Fakat bunlardan çoğu, bilimler arasına

girmiş ve güzel sanat olmaktan çıkmıştır. Güzel sanatların çeşitleri:

1 - Edebiyat: Kelimelerle yapılan bir güzel sanattır. Nazım ve nesir yolundaki bütün eserler bu kola girer.

2 - Resim: Yağlı, sulu ya da kuru boyalarla bir zemin üzerine çizgiler çizme ve boyama suretiyle yapılan güzel sanattır. Resim yapan sanatçıya “ressam” adı verilir.

3 - Heykel: Ya tabiatta var olan ya da hayalde canlandırılan varlıkları,taş, çamur, tahta, maden gibi maddeler kullanmak suretiyle üç boyutlu olarak yapma işidir. Heykel yapanlara “heykeltıraş” adı verilir.

4 - Mimarlık: insanların estetik zevklerine hitap edecek şekilde yapılar yapmaktır. Tarihî olmak özelliğini kazanmış yapıtlar, tapmaklar .camiler, saraylar, bir medeniyetin en güzel eserlerini meydana getirirler. Sanatçılarına “mimar” adı verilir.

5 - Musiki: Sesleri melodi haline getirme sanatıdır. Musiki, pek çok bölümlere, ayrılır. Musiki bestecilerine “musikişinas” denir.

6 - Tiyatro: Bir hikâyenin, sahnede, oyuncular tarafından canlandırılarak, temsil edilmesi sanatıdır. Bugün tiyatro eserleri, sinemalarda, radyolarda, televizyonlarda yer almaktadır. Eseri oynayan sanatçılara “aktör, aktris” adı verilir.

7 - Dans: Musikiye uyularak yapılan ritmik hareketlerdir. Pek çok çeşitleri vardır.

Bunların dışında olarak, bugün, sinema ve fotoğrafçılığı da güzel sanatlar arasında sayanlar vardır.

.............................................................................................................................................

GRAFİK

Bir olayın yürüyüşünü göstermeyi ya da birkaç şey arasında karşılaştırma yapmaya yarayan türlü çizgilerden meydana gelmiş şekil. Grafikler, biri pratik öbürü bilimsel olmak üzere iki amaç için yapılır.

Pratik amaç güden grafiklerle, çeşitli olaylar hakkında toplu, seri ve doğru görüş elde edilir. Bilimsel amaç güden grafiklerle de, en doğru istatistik araştırmaları yapılabilir. Bir olayın, çeşitli yönlerdeki durumlarını grafikleri tespit edip mukayeseler yapmakla, o ola; hakkında bilimsel değer hükümlerine varılmış olunur. Grafikler, birçok şekil ve tarzlarda gösterilebilir. Bunlar arasında en çok kullanılan kartogramlar ve diyagramlardır

.............................................................................................................................................

ÇİNKOĞRAFİ

Resimleri ve çeşitli şekilleri, kâğıda basmak için, bunların negatif benzerlerini çinko üzerine çıkarma sanatı.

Çinkoğrafi, fotoğrafçılığın, matbaalığa tatbiki ile meydana gelmiştir. Bir dergi, bir gazete, bir fotoğraf ya da şekil, çinkoğrafide, çinko üzerine tespit edilir. Böylece o fotoğraf ya da şekil, istenen sayıda kitap, gazete ve dergide yayınlanmış olur.

Çinkoğrafide bir resmin çinko üzerine tespiti şu şekilde olmaktadır.

1 - Fotoğraf, klişe makinesinin karşısına gergince ve diklemesine konur. Klişe makinesinde bu fotoğrafın ikinci bir kopyası, eczalı bir cam üzerine ya da bir film üzerine tespit edilir. Bu tespitte dikkat edilecek husus, fotoğrafın istenilen boyda küçültülmesi ya da büyütülmesidir.

2 - Cam üzerine tespit edilmiş olan fotoğraf ya da şeklin kopyası üzerine ecza sürülmüş çinko tespit edilir. Böylece çinko üzerinde, camın, dolayısı ile fotoğraf ya da şeklin negatif bir benzeri tespit edilmiş olur.

3 - Çinko üzerine fotoğraf ya da şeklin tespit edilmesi, klişe camında bulunan açık ve koyu yerlerin, çinko üzerinde bulunan eczaya yaptığı etki sonucu meydana gelir. Çinkonun bu şekli, resmin, fotoğraf kâğıdı yerine, çinko üzerine tespit edilmesi gibidir.

4 - Çinko, bu şekli ile aside terke edilir. Çinko üzerinde ecza almamış olan yerler, asitte çöker, Böylece, fotoğraf ya da şeklin siyah olan yerleri, çinko üzerinde yukarıda, beyaz olan yerleri çinko üzerinde çökmüş durumda belirmiş olur. Resmin ya da şeklin siyah beyaz yerlerine göre çöküntülü olan çinkonun - klişenin - üzerine matbaa mürekkebi sürüldükten sonra, kâğıt ü-zerine baskısı yapılacak olursa, klişehaneye verilen resmin ya da şeklin kendisine benzer durumda yeni bir şekil ya da resim meydana gelmiş olur.

Fotoğraftaki siyah beyaz yerler, çinko üzerinde “tram” denen noktalar şeklinde belirir. Siyah olan yerlerin koyuluğuna göre çinko üzerinde bir santimetre kareye düşen noktalar “tramlar” sayısı artar; az koyuluğuna göre de azalır. Böylece, çinko üzerinde her nokta arasındaki beyazlıklar, çinkonun aside tatbiki sırasında çökmüş olacağından, klişenin üzeri, kabartılı noktalardan meydana gelmiş bir durum arz eder.

.............................................................................................................................................

ARAP SANATI

Arap dil ve egemenliğinin yayılmış bulunduğu Hicaz, Yemen, Suriye, Irak, Mısır, Mağrip ve İspanya'da,İslâmlıktan sonra gelişen sanatların hepsine birden verilen ad.

Bu ülkelerde, İslâmlık'tan sonra gelişen sanat eserlerine Araplar'ın kendi sanat geleneklerinden fazla bir şey eklememelerine rağmen buralarda ortak vasıflı yeni bir sanatın doğup gelişmesinde Araplar'ın büyük rolü olmuştur.

Mimarlık, resim, minyatür, mozaik, çinicilik, camcılık, tezhipçilik, halıcılık gibi sanatlarda gelişen, Arap sanatının ballıca özelliği bütün yüzeylerin “arabesk” denen bezemelerle ya da başka şekil ve resimlerle süslenmesidir. Özellikle mimarlık alanında meydana getirilenler bu sanatın en önemli eserleridir. Çeşitli ülkelerde değişik üslûplar gösteren mimarlık sanatında özellikle camiler ve saraylar ön plânda yer alır.

Her yüzeyin süsle örtüldüğü Arap sanatının mimarlıkta olduğu gibi öbür kollarında da arabesk denen bezemelerle yapılan çeşitli süs ve işlemeler değerli sanat eserlerinin meydana gelmesini sağlamıştır.

............................................................................................................................................

ÇİNİ - ÇİNİCİLİK

Bir çeşit beyaz topraktan yapılan ve fırında pişirilen üzeri sırlı seramik işlerine verilen ad. Çini şeffaf değildir ve ışığa tutulduğunda ışık geçirmez.

Çini, balçık, beyaz balçık ve kalorin gibi üç cins topraktan yapılır. Topraklar, fabrika ya da atölyelere getirildikten sonra su içinde yoğrulur, süzülür, elekten geçirilir. Günlerce havuzlarda bekletilir. Böylece çamurlar koyulaşır. Bu çamur basınç altında bırakılmak suretiyle çini hamuru haline getirilir.

Çini, bu hamurdan, a - Tornada, b - Döküm suretiyle, c - Kalıplarda imâl edilir. Çamura istenen şekil verildikten sonra rötuş edilir ve fırına sokulur. Kurutulduktan sonra sırlanır ve ikinci bir defa fırına sokulur. Böylece çini yapılmış olur.

............................................................................................................................................