fIkralar

                                                   Güvence

Kadin,kili kirk yararcasina inceledikten,cekise cekise pazarlik ettikten sonra kaplan kürkü mantoyu almaya karar verdi.Yinede,parayi öderken sormadan edemedi:

-Yagmurda da giyelebilir,degilmi?

Satici:

-Aman hanimefendi,diye güvence verdi,simdiye kadar,yagmur altinda hicbir kaplanin semsiye ile dolastigi gorülmemistir..

.....................................................................................................................................................................................................

                                                     BMC ve BMW

Temel'in eski bir BMC kamyonu vardir. Yolda giderken kýrmýzý ýsýk yanar ve frene basar. Kamyon durmaz önünde giden son model BMW ye carpar.. Temel hemen atlar, þoföre yalvarýr :

- Aman abi affet, sen zengin adamsin, seni etkilemez, ama ben ömür boyu çalýþsam ödeyemem. Adam Temel'e acýr ve affeder. Yollarina devam ederler.Ileride yine kýrmýzý ýsýk yanar.Temel kamyonu yine durduramaz. BMW'yi hurdaya çevirir.Yine atlayip yalvarmaya baslar

-Aman abi, benim çocuklarim var, affet. Zaten arabana çarpmýþtým, hasar biraz daha büyüdü sadece. Adam Temel'e yine acir ve : -Tamam, gözüme görünme, bas git..

Yollarina devam ederler. Yine kirmizi isik yanar. Temel BMW'ye yine çarpar. Bu sefer kafasini camdan çikarip, bagirir :

- Benim abi Benim, devam et

 

SELAM

Temel ile Dursun Almanya'da okumaya gitmişler. Okulun son haftası Temel Türkiye'ye dönmeye karar vermiş. Dursun'a:
- Dursun, sen benim karneyi al bizim eve telefon et, babamın anlamaması için de bir zayıf varsa bir Muhammed'in, iki zayıf varsa iki Muhammed'in selamı var de.
Temel Türkiye'ye döndükten sonra Dursun karneyi alır ve Temel'e telefon açar.
Dursun:
- Temel, Ümmeti Muhammed'in sana selamı var...

KARNE

Karne günüydü.Küçük oğlan okuldan döndü.
Annesi : Karnen nerede? diye sordu.
Çocuk güldü :
-Arkadaşıma ödünç verdim. Babasını korkutacak...

MÜFETTİŞ

Ücra bir köyün ilkokuluna müfettiş geleceği haberi alınır. Bunu duyan tek sınıflı ilkokulun tek öğretmeni panikler çünkü çocuklar 2. sınıfta olmalarına rağmen çok zor okumaktadırlar. Öğretmen müfettişin geleceği gün sınıfta ufak bir konuşma yapar:
"Bakın çocuklar bugün okulumuza müfettiş gelecek. Muhtemelen de tahtaya bir şeyler yazıp okumanızı isteyecek. Müfettiş tahtaya bir şey yazmaya başlarsa hemen bana bakın ben size ne yazdığını anlatırım, siz de okumuş gibi yapıp söylersiniz."
Çocukların aklına yatmış bu tabii. Müfettiş gelmiş, kısa hoşbeşten sonra müfettiş çocuklardan birine "Kalk bakalım" demiş "Su tahtaya yazdığımı oku" ve başlamış kocaman harflerle "kaplumbağa" yazmaya. Bunu gören öğretmen müfettişe çaktırmadan çocuğa bir güzel anlatmış tahtadakinin ne olduğunu.
Müfettiş: "Oku bakalım oğlum ne yazıyor?"
Öğrenci: "Tos-ba-ğa"

LAZ OLDUĞU İÇİN

Temel ilkokulun 1.sınıfına başlar,ilk gun koşa koşa eve gelir ve annesine Anne anne! öğretmen bugün okulda sayıları oğretti, herkes 9'a kadar sayabildi ben tam 14'e kadar saydım , laz olduğum için mi ?
Annesi: Evet yavrum laz oldugun için. Temel cok sevinir,
2.gun okula gider ve yine koşa koşa gelir ve annesine
Anne anne! öğretmen okulda alfabeyi öğretti, herkes d'ye kadar öğrendi ben h'ye kadar öğrendim laz olduğum için mi? der
Annesi: Evet yavrum laz olduğun için. Temel artık yerinde duramaz ertesi gun okuldan acayip mutlu bir şekilde gelir ve annesine
Anne anne bugun okuldaki arkadaslarımla boylarımızı karşılaştırdık,herkesinki 80-90 cm benimki 160 cm laz olduğum icin mi? der
Annesi: Hayir yavrum onlar 6 yaşında sen ise 16 yaşında olduğun için.

MATEMATİK

Trabzonlu Temel Ağa'nın sevgili torunu Eda'ya verilen ödev ile başı derttedir...Eskişehir'e göç eden "teğerli arkadaşu" Niyazi'ye başına gelenleri yazar:
Niyazicuğum. Hani benim küçük torun var ya. Geçen akşam, geturdi ödevini önüme koydi. Bi yandan da ağlay. Zaten dertlerini hep bağa açar.Dedi ki; "habunlari anliyamadum. O yüzden da yapamadum. Yarin öğretmen beni dövecek."
Dedum ki; "Ağlama uşağum, bunun içun öğretmen adam dövmez. Simdi oni çözeruk." Ne mümkün Niyazi kardaşum:
Bi tirenlan, bi otobos ayni istasyondan kalkmislar. Tiren otobostan üçte bir daha hizli gidiy. Otobos iki yerde onbeşer dakka istirahat vermis. Tiren da bi yerde durmiş, 20 dakka su almiş. Otobos saatte 60 kilometro gidiymiş. Tiren 5 saat sonra gideceği yere varmiş. Otobos ise ne vakit sonra oraya varacakmiş. Ograstum yapamadum. Uşak ağlay. Derken bubasi geldi. O da çözemedi. Diyrum oğa ki, "damat, senun taniduğun tahsilli bi otobos şofori var ise oğa soralim, belki o bilebilur. Yahutta sabah olsun ben uşağı şoforler cemiyetine götüreyum. Onlar arasinda belki tirenle yaris etmis bi sofor vardur da bize nasihat verur." Ha, biz bi yandan da uşağa tireni tarif ediyruk. Tiren görmemis ki... Ne anasi görmis, ne bubasi. Ben da bi tek askerlukte Erzurum'dan Sivas'a gittiydum. Neysa kardasum, o gece çok kızdum. Diyeceksun ki niye? Uşak daha incir ağacından duti ayiramay; mezgiti gosteriyrum, hamsi diy; efendum, yumurtanun fabrikada yapilduğuni sanay. Biz gelduk araba yariştiriyruk.Yani efendi, otobos saatinda varsa ne olur, geç varsa ne olur? Gurbetten yolci mi bekliysun? Eğer varacagi saat onemliysa, edersun yazihaneye bi telefon, derler saga otobosun ineceği zamani.. Bu kadarluk mesele içun sabiyi subyani niye telef edersun? Uşacuklarda şarkı yok, türki yok, oyun yok; dayamis matamatigi. Ayuptur...

ZOR SORU

Öğrencinin biri sınavda soruları yanıtlamak için zar atıyormuş 1 gelirse A iki gelirse B... 5 gelirse E vs. 6 geldiği zaman tekrar zar atıyormuş. Bir atmış
altı gelmiş, bir daha atmış yine altı gelmiş, bir kaç defa daha atmış yine altı
gelince:
-Bu soru çok zor bu soruyu geçeyim, demiş.

NİÇİN ?

Öğretmen sınıfta ders anlatıyordu. Bir ara arka sırada oturan öğrencilerden birini işaret ederek:
-Söyle bakalım oğlum, köylüler kurtları niçin öldürürler?
-Kuzuları öldürdükleri için, efendim.
Ön sıralarda oturan Ayla, hemen atıldı:
-Öyleyse kasapları niçin öldürmüyorlar?

CESARET

Nuri okuldan eve bir gözü mosmor dönmüştü. Annesi çıkıştı:
"Aşk olsun yine mi dövüştün okulda? "Şey büyük bir çocuğun küçüğü dövmesine engel olmaya çalıştım da anneciğim."
"Aferin bak bu cesaret işi. Kimdi o küçük?"
Nuri gayet sakin;
" Ben! "

HİÇ KİMSE BAĞIRMAMIŞ

Dil bilgisi dersinde öğretmen öğrencilere sordu:
-"Bağırmadım, bağırmadın, bağırmadı" deyince ne anlarsınız? diye sordu.
Kimseden çıt çıkmıyordu. Öğretmen bütün öğrencilerin birden parmak kaldırmasını beklediği için, hayal kırıklığına uğradı.
Neden sonra ön sıralardan Temel ayağa kalkarak söz hakkı istedi. Öğretmen söz verince de cevapladı:
-Önemli bir durum yok efendim. Hiç kimse bağırmamıştır.

SÖZ

Okulda küçük çocuk, kendinden daha büyük olana yan yan bakarak: "Söylediğin sözü geri alman için sana beş dakika süre veriyorum!" dedi. Öbürü kabararak:
"Bak hele sen. Peki beş dakika sonra sözümü geri almazsam ne olacak?" diye diklendi. Küçük çocuk biraz düşündükten sonra:
"Peki söyle ne kadar zaman istiyorsun?" dedi.

FAKS

Yıl sonunda öğrenci, uzaktaki ailesine gönderdiği faksta şunları yazıyordu;
"Babacığım okullar kapandı. Öğretmenler beni çok seviyorlar. İmtihanlara tekrar bekliyorlar."

ORUÇLU

Öğrencinin biri sürekli yaramazlık yapıyormuş. Öğretmen dayanamamış kulağından yakalamış. "Bana bak! Uslu durmazsan dayak yersin." deyince, öğrenci;
"Ben oruçluyum!" der. Öğretmen;
"Eee oruçluysan ne yapalım?" deyince, öğrenci;
"Annem bana sakın bir şey yeme dedi evden çıkarken. Eğer bir şey yersem orucum bozulurmuş."

GEVEZE

Kızın biri okulda çok geveze idi. Herkes şikâyetçiydi. Müdür bir gün kızın babasına telgraf çekti:
-Kızınız çok geveze, diliyle ortalığı karıştırıyor. Lütfen çaresine bakınız.
Telgrafın cevabı gelir:
-Siz gelin bir de annesini görün. Geveze nasıl olurmuş!

ZENGİNLİK

İlkokula giden oğlunu karşısına alan baba, başladı nasihata:
-Bak oğlum!... Oku ve hayatını kazan... Yoksa dilenci olursun.
-Dilenci mi?
-Evet dilenci!..
-Bunu daha önce söylesene baba!... Bende okula bile gitmeyen bu zenginler, bu kadar parayı nereden kazanıyor diye merak ediyorum.

HAZIRLIK

Yıl sonu tatili yaklaşmıştı. Receb'in vaziyeti pek parlak değildi. Eve gidip durumu babasına söylemeye korkuyordu. Belki faydası olur diye telefonla annesini arayarak:
-- Anneciğim, tatil oldu geliyorum. Ama maalesef sınıfta kaldım. Ne olursun, ben gelinceye kadar babamı hazırla! dedi.
Duruma canı sıkılan ve morali bozulan annesi, oğluna şu cevabı verdi:
-- Baban hazır, asıl sen kendini hazırla!..

MAYMUN

Din dersi öğretmeni, öğrencilere bütün insanların Adem ve Havva'dan geldiğini söyledi. Bir öğrenci söz aldı:
-- Bu doğru değil.
-- Nasıl yani? dedi öğretmen.
-- Babam bize maymundan geldiğimizi söyledi.
-- Sevgili çocuğum, dedi öğretmen, sizin özel aile tarihiniz bizi hiç ilgilendirmiyor.

ARİTMETİK

Aritmetik öğretmeni Temel öğrencilerinden şikayet ediyormuş :
-Derste peş kere peş kaç ediy, diye sorayrum, kırk cevapı alayrum.Halbuki peş kere peş yirmi peş, pilemedun otuz

BİR ŞANS DAHA VER

Öğretmen Temele kafayı takmış.İlla sınıfta bırakacakmış çocuğu diye millet dedikodu yapmış.Öğretmende halkın önünde Temeli sınav yapmaya karar vermiş.Stadta millet toplanmış.Ve öğretmen megafonla Temele sormuş :
-Yedi kere yedi kaçtır?
-Kırk tokuz demiş, Temel.
Bir saniye sonra staddakiler ayağa kalkıp hep bir ağızdan :
-Pi sanş taha ver, pi sanş taha ver, diye bağırmışlar.

BAŞKASININ PANTOLONU

Öğretmen çocuğa sormuş,
Oğlum elini pantolonun sağ cebine attın ve bir 10 milyon lira çıkarttın, sol cebinden de 5 milyon lira çıktı. Senin şimdi neyin var?
Öğretmen çocuğun '15 milyon liram var' cevabını vermesini beklerken Çocuk cevap vermiş
-Her halde üzerimde başka birinin pantolonu var!

KURUŞ

Öğrencisine matematik öğretmeni şöyle bir soru sorar.Bir adam bir şeyi 12.25 TL satın alır ve 9.85 TL ye satarsa kazanır mı kaybeder mi?
Öğrenci uzun uzun düşündükten sonra şu yanıtı verir.kuruş hanesinde kazanır,lira hanesinde kaybeder.

MATEMATİK DERSİNDE

Öğretmen hayvanlardan söz ederken Nizami'ye bir soru sormuş :
-Dört ayaklı hayvanlardan birkaçının adını söylermisin?
Nizami çok kısa bir süre düşünmüş ve cevap vermeye başlamış :
-Bir at, bir kedi, bir köpek, iki tavuk...
Öğretmen sözünü kesmiş :
-İki tavuk mu dedin?Ne ilgisi var konumuzla?
-Nizami cevap vermiş :
-İki tavuğun dört ayağı yok mu?

GERÇEK OLAY

Felsefe ögrencisi ilk sınavını oluyormuş.
Sınav kağıdında tek bir cümle varmış;
"Bu bir soru mudur?" tartışınız.
Kısa bir süre düsündükten sonra yazmış;
"Eğer o bir soruysa, buda bir cevap tır."
Ögrenci sınavdan 100 almış.

1884

Küçük Temel'e Öğretmeni sorar:
- 1881'de ne oldu?
- Atatürk dogdi.
- Peki, 1884'te ne oldu?
- Atatürk üç yasına basti

İYİLİK YAPMAK

Oymakbeyi, izci adaylarını karşısına toplamış, onlara izciliğin ilkelerini anlatmaya çalışıyordu:
"Bakın çocuklar," dedi. "Bir izci, her gün, hiç olmazsa bir kez birine yardımcı olmalıdır.
Hastalara, yaşlılara, muhtaçlara... Her sabah okula geldiğiniz zaman size bir gün önce nasıl bir iyilik yaptığınızı soracağım. Tamam mı?"
Ertesi sabah oymakbeyi çocukları toplayıp sordu:
-Söyleyin bakalım... Dün ne gibi bir iyilik yaptınız?
Bütün çocuklar, hep bir ağızdan:
-Yaşlı bir kadının karşıdan karşıya geçmesine yardım ettik efendim.
Adamcağız şaşırdı: "Hepiniz mi?"
-Evet efendim, hepimiz birden
-Neden?
-Çocuklardan biri cevap verdi:
-Kadın karşıdan karşıya geçmek istemiyordu da, ondan efendim!

KEVSER

İmam Hatip Lisesinde teftiş yapan bir müfettiş
sınıfa girer..Ders Kur'an-i Kerim'dir. Bir öğrenciyi kaldırarak ismini sorar. Öğrenci:
-"Fatih" diye cevap verir..Müfettiş :
-"Peki öyleyse yavrum Fatiha suresini ezbere oku bakalım.."..çocuk sureyi okur. Sıra başka bir
öğrenciye gelmiştir. Müfettiş yine sorar:
-"İsmin ne çocuğum?"
çocuk cevap verir:
-"Yasin ama arkadaşlar kısaca "Kevser" derler "

GEÇMİŞ ZAMAN

Türkçe dersinde öğretmen sordu: - "Ben güzelim, dediğim zaman bu hangi zaman formundadır?"
-"Geçmiş zaman öğretmenim."

TANISANA

Biyoloji dersinden yapılacak sınav için sınıftaki herkes acayip çalışmış,notlar, kopyalıklar havada uçuşmuş. Daha sonra sınavın yapılacağı gün
gitmişler bir de bakmışlar, ortada kağıt kalem yok sadece sıra sıra
mikroskoplar.
Hoca;
-Bu mikroskop lam'larında bir böceğin bacağı var, sınavınız bacağından böceği tanımak"
Tabi hemen itirazlar ama fayda etmemiş, hoca dediği dedik. Öğrenciler mikroskopların başına geçmiş ama tanıyamıyorlar… En sonunda biri dayanamamış, kapıyı çarpıp çıkmış.
Hoca arkasından seslenmiş;
-Kimsin sen, kapıyı çarpıp çıkıyorsun?
Kapı hafifçe aralanmış ve bir bacak uzanmış,
-Tanısana hadi tanısana kim olduğumu…

ABDURREZZAK

Ögretmen iki ögrencisine kızar ve ellişer kez adlarını yazmalarını söyler.
Ögrencilerden biri bu karara itiraz eder,
-Ögretmenim, bu çok büyük bir haksızlık değil mi?
-Neden haksızlık olsun ki?
-Onun adı Ali, benim ki ise Abdurrezzak...

EŞEKLERİN KÜMESİ

Ahmet Alptekin, Delice nin Yeniyapan köyünde birleştirilmiş sınıf okutmaktadır.Ders matematiktir, 1.2.3. sınıflar ödevli çalışırken; 4. ve 5. sınıflarla boş küme konusunu işlemektedir.
Dersi işler bitirir. Sıra değerlendirmeye gelir. Öğrenciler sırayla boş küme örnekleri verirler ama Yeter bir türlü bir örnek veremez. Öğretmen sesini biraz yükselterek: Kızım sınıfımızdaki eşeklerin kümesini söyle, der. Yeter, eşek arıyormuş gibi gözleri ile sınıfı taramaya başlar. Öğretmen iyice sinirlenmiştir. Bu arada birinci sınıflardan İsa, ürkek bir hareketle parmağını kaldırıp indirmektedir. Öğretmenin dikkatini çeker, İsaya söz hakkı verir. İsa alacağı aferinin heyecanı ile cevabı verir: . . . . "Öğretmenim, eşeklerin kümesi olmaz, ahırı olur."

CEZA

Ali o günkü derslerini hazırlamamıştı. Sınıfa öğretmenin girdiğini görünce parmağını kaldırır ve:
-Öğretmenim bir insana yapmadığı bir şey için ceza verilir mi?
-Verilmez oğlum.
-O halde ben ödevimi yapmadım.

KIYMA

Öğretmen sorar:
-Bir bifteği ikiye böler sonra yarımlarıda ikiye bölersek ne olur?
Çocuk yanıtlar:
-Dörtte bir olur öğretmenim.
-Çok güzel. Onları da bölersek ne olur?
-Sekizde bir olur öğretmenim.
-Onları da bölersek ne olur?
-onaltıda bir.
-onları da bölersek ne olur?
-otuziki de bir.
-Aferin. Onları da bölersek?
-altmışdörttebir olur öğretmenim.
-onları da bölersek ne olur.
Çocuk artık dayanamaz:
-Kıyma olur öğretmenim, kıyma.

HANGİ LASTİK

Dört üniversite ögrencisi sabahleyin uyanamayarak matematik finalini kaçırırlar, sınav ertesinde hocalarını yakalayıip, zarzor bindikleri arabanıin lastiği patladığı için sınavı kaçırdıklarına ikna ederler.
Kadın, yalvarmalarına dayanamayarak, bu dört arkadaşa sınavı 3 gün sonra yapacağını söyler.
Sınav günü geldiğinde, matematik hocası bizim dörtlüyü sınıfın dört köşesine oturtur. Finali geçmek için de en az 50 almak lazımdır, sınavda da 5 soru vardır. Sayfanın önündeki 4 matematik sorusu basit sorulardır ve her biri 10 puanlıktır.
Kağıdın arkasındaki soru ise 60 puanlıktır ve de soru aynen şöyledir
" Hangi lastik patladı ? "